Arkadaşlar geçen gün yanlışlıkla bir şeyi tecrübe ettim , çok eglenceli bir çalışma olabilir, hatta yarışma bile yapılır bundan, şöyle ki;
İş yerinde önce eller tertemiz yıkanır, kurutulmadan tuvalete girilir, ve çek kopar at tarzı olan klozet üzerine yerleştirilen kağıtlardan bir tane alıp düzgünce yerleştirilmeye çalışılır. Aslında yarışma bu kadar, böyle kolay gözüküyor da, siz bir deneyin, sonra konuşalım.
25 Eylül 2007 Salı
30 Ağustos 2007 Perşembe
patron ile eleman arasındaki fark
patron çalışmak istemeyince çıkıp yarın çalışırım diyor, eleman çalışmak istemeyince oturup yarın çalışırım diyor.
12 Temmuz 2007 Perşembe
Yavvu
Arkadaşlar, size o kadar oyun yaptık, online taban yaptık, insan en azından oynamıycam der, bişey der ne kadar ayıpsınız. yuuuuuuu. İyiki çalışmaya başladınız, unuttunuz yüzümüzü.
22 Haziran 2007 Cuma
İstanbul Benim!
Ve en sonunda amacıma ulaştım. Serkan'ın da gitmesiyle Ankh adına Şehr-i stanbul'da benden başkası kalmadı. Bu da buraların hakimiyeti benim elime geçti anlamına geliyor.
Öncelikle bi tane dernek binası kuracağım, içini yardakçılarla doldurup bi başkan seçeceğim (tabiki ben değil, suçu atmak için), sonrasında karanlık işlere gireceğiz, artık kurban bayramında tüm koyunları alıp karaborsadan mı satarız, geceleri park orman aktivitelerinde minibüsleri kapı önüne dikip insanları çok paralara evlerine mi bırakırız bilmem. Sonrasında daha karanlık işlerle birlikte yakalanınca derneği suçlatıp kapattırırım, başkan da hapse, bana da bol bol medyatik tanınırlık ve sigortadan alacağım para kalır. Ankh adı muammaya girmişken ben de bahamalara tatile giderim. Oylamaya sunuyorum. %100 oyla fikrim kazandı (1/1).
Ben yarın ilk iş şöle cihangirde bir dernek binası bakayım.
Öncelikle bi tane dernek binası kuracağım, içini yardakçılarla doldurup bi başkan seçeceğim (tabiki ben değil, suçu atmak için), sonrasında karanlık işlere gireceğiz, artık kurban bayramında tüm koyunları alıp karaborsadan mı satarız, geceleri park orman aktivitelerinde minibüsleri kapı önüne dikip insanları çok paralara evlerine mi bırakırız bilmem. Sonrasında daha karanlık işlerle birlikte yakalanınca derneği suçlatıp kapattırırım, başkan da hapse, bana da bol bol medyatik tanınırlık ve sigortadan alacağım para kalır. Ankh adı muammaya girmişken ben de bahamalara tatile giderim. Oylamaya sunuyorum. %100 oyla fikrim kazandı (1/1).
Ben yarın ilk iş şöle cihangirde bir dernek binası bakayım.
18 Mayıs 2007 Cuma
11 Mayıs 2007 Cuma
Yeni gördüm
AHAHAHHAAH "9mm Baretta in perfect condition", yeni gördüm daha. Ne oyundu yaw, yok mu onun 3üncüsü
9 Mayıs 2007 Çarşamba
17 Nisan 2007 Salı
ulan o ne bicim ceza
hayır tamam akıllıyım radarın plakasını ezberledım ... de ulan aynı renkte aynı markada benzer plakalı araba olma sansı kac ta kac. Ayrıca ole radarı gordum frene bastım felan yalan adam dayadı cezayı ustelık haklıda gıkım cıkmadı sadece abovvvv dedım cezayı gorucne baktı polıs amca pıs pıs. yanı ne desem kı kasındım kasındım....
1 Nisan 2007 Pazar
13 Mart 2007 Salı
Kişilik Testi Sonuçları
http://www.ntvmsnbc.com/modules/kisiliktesti/survey00.asp
Cevapları alalım....
Cevapları alalım....
8 Mart 2007 Perşembe
Gecenin bu saatinde
Saat 1:26, ve taabiki gece, belki bazılarınız için sabah hatta. Çalışıyorum çiziyorum, gına getiriyorum bünyeme. Bu saatlere kadar çalışıp hala kafamın tamamen bozuk olmamasının nedenini ise iki insanın devamlı aklıma gelen sözlerine borçluyum.
"Ejderi öldürdün, bundan sonrası kolay kısmı" by Coni
"Amma sızlandın Özgür" by Nil
"Ejderi öldürdün, bundan sonrası kolay kısmı" by Coni
"Amma sızlandın Özgür" by Nil
2 Mart 2007 Cuma
Nerelerdeyim ben ?
Evet 2007 yol rekoruna aday oluyorum. Bir şehide maksimum 20 gün kalarak yeni bir rekora koşmaktayım. Bodrum-istanbul-Ankara 3geninde gidip gelmekten seyyah oldum artık. En son gelen aksam Ank. gidiyorsun haberınden sonra sabah 7 gibi Ank. vardıktan sonra 10 da iş görüşmesinde olup saat 5 gibi biten görüşmeden çıkıp Ankara da ikemetgah diploma felan derken 5 gun kadar kalıp sonra gelen yarın sabah ıs gorusmen war atla gel haberınden sonra askam 23 otobusu ıle ant. gelıp sabah dırek obur gorusmeye gıtmek suretı ıle bır kosuyorum kı sormayın gıtsın. Ha dersenız bı netıce war .... Kesınlesen bır sey henuz yok ama kagıt ustunde cogu gelısme olumlu gıbısınden dewam etmekte. Ole yazayım haber vereyım dedım .... O yuzden yokum nette orada burada.
BIrde sabnırım laploplerın pılı zayıf olunca wıreless baglantı yapmıyorlar.
BIrde sabnırım laploplerın pılı zayıf olunca wıreless baglantı yapmıyorlar.
14 Şubat 2007 Çarşamba
Telefonum masrafım
yetkililere sesleniyorum, ne kadar telefon parası ödüyorsunuz aylık, ben de ona göre kota koyacağım da kendime.
ayrıca yeni telefon alacak olsam, üstüne biraz daha kıyıp fotograf çeken, hatta video çeken telefon alır mı, değer mi. ya da almam veya almamam gereken telefon markaları nelerdir.
Bazılarınızın birinci elden bildiği üzere telefonum kendi kendine kapanıyo artık, ne bileyim şarjım var diyo, sonra yok diyo, sonra haa burdaymış şarjım da görmemişim, genç işte falan diyo da, artık değiştirmek gerekir kanaatindeyim.
ayrıca yeni telefon alacak olsam, üstüne biraz daha kıyıp fotograf çeken, hatta video çeken telefon alır mı, değer mi. ya da almam veya almamam gereken telefon markaları nelerdir.
Bazılarınızın birinci elden bildiği üzere telefonum kendi kendine kapanıyo artık, ne bileyim şarjım var diyo, sonra yok diyo, sonra haa burdaymış şarjım da görmemişim, genç işte falan diyo da, artık değiştirmek gerekir kanaatindeyim.
8 Şubat 2007 Perşembe
Memlekete dönünce
Yurtdışında uzun süre kalacak olan bir arkadaş ikinci ayında şunu söyledi.
Dönünce yapacağım ilk şeyler
1. Kuaföre gidicem
2. Fasıla gidicem
3. Sucuk yiycem
Dönünce yapacağım ilk şeyler
1. Kuaföre gidicem
2. Fasıla gidicem
3. Sucuk yiycem
7 Şubat 2007 Çarşamba
İstanbul vs Bursa part 1
Toplu Taşıma
İstanbul'da otobüs durağındaki birine "112 geçti mi" diye sorarsanız size şöyle bir cevap vermesi olasıdır;
"18 dakikadır bekliyorum 110 geçti 112 de gelicek birazdan"
Bursa'da benzer bir durumda "28 geçti mi acaba yakın zamanda" sorusuna daha büyük ihtimalle şu cevabı alırsınız;
"Bilmiyorum takip etmedim" -şimdiye kadar ben hep bu cevabı aldım, arada deniyorum yine...
Yine benzer bir yaklaşımla İstanbul'da şurdan şuraya nasıl gidicem sorusu çeşitli alternatifler ve en kısa şöyle gidilir imkanlarıyla karşınıza gelirken Bursa'da "eeea bilemiyorum şu otobüs şoförüne bi sorun isterseniz" duyarsınız yine kuvvetle muhtemel.
İstanbul'da otobüsün tipinden Belediye (kırmızı-yeşil) ya da Halk otobüsü (mavi) olduğu hemen anlaşılır, zaten bunların haricinde bir de çift katlılar var. Bursa cephesinde tek tip uygulamasına geçilemedi hala eski otobüslerle yeniler mevcut. Belediyenin kırmızı, yeşil ve son moda sarı otobüsleri var. Halk otobüsleri aslında daha çok midibüs şeklinde ve açık yeşil renkteler, bunların haricinde Terminal otobüsleri var onlar da yeşile kaçan bir gri renk. Hepsinin ücreti farklı ve kimse tam anlamıyla ücretlerini bilmez.
Otobüs cephesi az çok böyle, metro ya da hafif raylı sistem söz konusu olduğunda en bariz fark yürüyen merdivenlerde. İstanbul'da insanlar duracaksa sağda durur soldan insanlar geçer gider. Bursa'da böyle bir anlayış yok, "Burda halihazırda senin yerine yürümekte olan bir merdiven mevcut, çok acelen varsa yürümeyen merdivenlerden çık" tavrı hakim, herkes durur. Zaten en fazla iki kat yukarı çıkıldığından kimse yürüyen merdivende yanınızdan geçmek için polemiğe girmez. Her iki şehirde değişmeyen bir şey var, raylı toplu taşıma araçları faydalı, kullanmak lazım.
Bursa'da aylık akbil de yok mesela, en çok özlem duyduğum şeylerden biridir, BUKART var dolduruyosun her otobüs bi miktar çekiyo kredinden, öğrenciysen yaşlıysan daha az alıyo o kadar. Bide sadece kaç krediniz var onu gösterir, kredinizden ne kadar çektiğini göstermez. Geçen gün dolum yaptığım büfedeki adama sordum bilet 2ytl peki bukartla ne kadar diye her hattın farklı dedi, peki dedim. Mecbur takip ediyosun ne kadar kaldı eve dönüşe yeter mi diye, aylık olsa sadece bi tarih aklında tutman lazım mesela, "bugün Yıldız durağında değil de Beşiktaş'ta ineyim de aylık alayım"
Bursa şehir içinde çalışan Şahin dolmuşlarımız var, genelde görenler şaşırır, biz alıştık artık. Trafiğin kötü olmasındaki en büyük etkenlerden biri olarak görürüm kendilerini lakin yüksek sesle uluorta söylenmez aman diyim. İstanbulda bu görevi sarı dolmuşlar yapar ki bizim Şahinler kadar yer kaplayıp 3 katı daha çok adam alırlar, bu bizimkilerin işine gelmiyo tabi mesafeler kısa olduğu için.
Taksi ücretleri İstanbul'da daha uygundur, gece 12den sonra iki muhabbet edip gündüz tarifesi açtırabilirsiniz. Çok alkollü değilseniz adamın gerçekten gündüz tarifesi açtığını göreceksinizdir. Bursa'da nüfusun %80inin arabası vardır biri içkisinden feragat eder ya da zaten kullanmıyodur, gece 12'den sonra evinize bırakan biri bulunur bu şekilde, eğer herkes alkol alacaksa o zaman şehirden dışarı bi yere gidilmez eğlenceden sonra dolmuşla eve dönülür, dolmuşa gece tarifesi olarak %50 fazla para verilir. Ha şehir dışında kaç mekan var kaç kere gittin diye sorarsanız o da sayılı tabi bendeniz de malum sevmem pek, bu eğlence kültürünü de ayrı bir yazıya saklayalım.
Sanıyorum kilometre başına hesap yapılırsa Bursa çok daha pahalıdır toplu taşıma söz konusu olduğunda.
Son olarak minibüslerden bahsedelim. İstanbul'daki minibüslerin insandan çok yük taşımak için olduğu aşikar olsa da (tavanı alçak bi kere, bi sürü insan boyun fıtığı olmuştur gele gide) ayaktaki yolcu sayısı oturan yolcu sayısını dövdüğünden tercih sebebidir. Bursa'da Peugeot minibüslerimiz var, oturma yeri Magirus minibüslere göre iki kat fazla ama İstanbul şoförlerinin araca yolcu alma kapasiteleri aşmış durumda.
Yazacak başka bişi bulamadım artık eklemek istenilen bişiler olursa yorumlardan devam ederiz.
Dip Not: Bursa'da toplu taşıma araçları kullanılarak yoğun saatlerde şehrin bir ucundan diğerine takribi 1 saatte gidilebilir.
İstanbul'da otobüs durağındaki birine "112 geçti mi" diye sorarsanız size şöyle bir cevap vermesi olasıdır;
"18 dakikadır bekliyorum 110 geçti 112 de gelicek birazdan"
Bursa'da benzer bir durumda "28 geçti mi acaba yakın zamanda" sorusuna daha büyük ihtimalle şu cevabı alırsınız;
"Bilmiyorum takip etmedim" -şimdiye kadar ben hep bu cevabı aldım, arada deniyorum yine...
Yine benzer bir yaklaşımla İstanbul'da şurdan şuraya nasıl gidicem sorusu çeşitli alternatifler ve en kısa şöyle gidilir imkanlarıyla karşınıza gelirken Bursa'da "eeea bilemiyorum şu otobüs şoförüne bi sorun isterseniz" duyarsınız yine kuvvetle muhtemel.
İstanbul'da otobüsün tipinden Belediye (kırmızı-yeşil) ya da Halk otobüsü (mavi) olduğu hemen anlaşılır, zaten bunların haricinde bir de çift katlılar var. Bursa cephesinde tek tip uygulamasına geçilemedi hala eski otobüslerle yeniler mevcut. Belediyenin kırmızı, yeşil ve son moda sarı otobüsleri var. Halk otobüsleri aslında daha çok midibüs şeklinde ve açık yeşil renkteler, bunların haricinde Terminal otobüsleri var onlar da yeşile kaçan bir gri renk. Hepsinin ücreti farklı ve kimse tam anlamıyla ücretlerini bilmez.
Otobüs cephesi az çok böyle, metro ya da hafif raylı sistem söz konusu olduğunda en bariz fark yürüyen merdivenlerde. İstanbul'da insanlar duracaksa sağda durur soldan insanlar geçer gider. Bursa'da böyle bir anlayış yok, "Burda halihazırda senin yerine yürümekte olan bir merdiven mevcut, çok acelen varsa yürümeyen merdivenlerden çık" tavrı hakim, herkes durur. Zaten en fazla iki kat yukarı çıkıldığından kimse yürüyen merdivende yanınızdan geçmek için polemiğe girmez. Her iki şehirde değişmeyen bir şey var, raylı toplu taşıma araçları faydalı, kullanmak lazım.
Bursa'da aylık akbil de yok mesela, en çok özlem duyduğum şeylerden biridir, BUKART var dolduruyosun her otobüs bi miktar çekiyo kredinden, öğrenciysen yaşlıysan daha az alıyo o kadar. Bide sadece kaç krediniz var onu gösterir, kredinizden ne kadar çektiğini göstermez. Geçen gün dolum yaptığım büfedeki adama sordum bilet 2ytl peki bukartla ne kadar diye her hattın farklı dedi, peki dedim. Mecbur takip ediyosun ne kadar kaldı eve dönüşe yeter mi diye, aylık olsa sadece bi tarih aklında tutman lazım mesela, "bugün Yıldız durağında değil de Beşiktaş'ta ineyim de aylık alayım"
Bursa şehir içinde çalışan Şahin dolmuşlarımız var, genelde görenler şaşırır, biz alıştık artık. Trafiğin kötü olmasındaki en büyük etkenlerden biri olarak görürüm kendilerini lakin yüksek sesle uluorta söylenmez aman diyim. İstanbulda bu görevi sarı dolmuşlar yapar ki bizim Şahinler kadar yer kaplayıp 3 katı daha çok adam alırlar, bu bizimkilerin işine gelmiyo tabi mesafeler kısa olduğu için.
Taksi ücretleri İstanbul'da daha uygundur, gece 12den sonra iki muhabbet edip gündüz tarifesi açtırabilirsiniz. Çok alkollü değilseniz adamın gerçekten gündüz tarifesi açtığını göreceksinizdir. Bursa'da nüfusun %80inin arabası vardır biri içkisinden feragat eder ya da zaten kullanmıyodur, gece 12'den sonra evinize bırakan biri bulunur bu şekilde, eğer herkes alkol alacaksa o zaman şehirden dışarı bi yere gidilmez eğlenceden sonra dolmuşla eve dönülür, dolmuşa gece tarifesi olarak %50 fazla para verilir. Ha şehir dışında kaç mekan var kaç kere gittin diye sorarsanız o da sayılı tabi bendeniz de malum sevmem pek, bu eğlence kültürünü de ayrı bir yazıya saklayalım.
Sanıyorum kilometre başına hesap yapılırsa Bursa çok daha pahalıdır toplu taşıma söz konusu olduğunda.
Son olarak minibüslerden bahsedelim. İstanbul'daki minibüslerin insandan çok yük taşımak için olduğu aşikar olsa da (tavanı alçak bi kere, bi sürü insan boyun fıtığı olmuştur gele gide) ayaktaki yolcu sayısı oturan yolcu sayısını dövdüğünden tercih sebebidir. Bursa'da Peugeot minibüslerimiz var, oturma yeri Magirus minibüslere göre iki kat fazla ama İstanbul şoförlerinin araca yolcu alma kapasiteleri aşmış durumda.
Yazacak başka bişi bulamadım artık eklemek istenilen bişiler olursa yorumlardan devam ederiz.
Dip Not: Bursa'da toplu taşıma araçları kullanılarak yoğun saatlerde şehrin bir ucundan diğerine takribi 1 saatte gidilebilir.
3 Şubat 2007 Cumartesi
anket analızı
anketten cıkan sonuca gore yazık ıs verenlerımıze. Hayır merak ettım yuzde 5 yerıne yuzde 10 olsa ne kadar degısrdı sonuclar. Dıyorum bızım sırket kurmamız lazım ama ......
bebeeee
bırde ben oyuncak muzesıne gıttım cok eglencelı. Kursun asker serısı ve rus superman ı gercekten gorulmeye deger.
bebeeee
bırde ben oyuncak muzesıne gıttım cok eglencelı. Kursun asker serısı ve rus superman ı gercekten gorulmeye deger.
1 Şubat 2007 Perşembe
Aklıma gelenler
Bir yerlere yazmazsam rahat etmiycem
1. Türkiye'de siyasi görüşler
Bizim buralarda siyasi parti taraftarlığı ile futbol taraftarlığı aynı şey. Baban hangi takımı tutuyosa sen de oradan devam ediyosun ya baban solcuysa sen de gözü kara solcusun. Ha istisnalar var tabi şimdi bana itiraz etmeyin boş yere. E siyaset denilen şey de akla kara diye ikiye ayrılmıyor ki, sonuçta alınan kararlar ülkenin tamamı için asla iyi olamaz, bir ucundan tutup karalayabilirsiniz. Dolayısıyla hal böyle olunca kimseyle oturup da adam akıllı alınan kararların doğruluğundan yanlışlığından söz edilemiyor. Bıraktım efendim kimseyle Türkiye siyaseti hakkında konuşmuyorum
2. MSN de kelimelerin uzatılması ne anlama geliyor?
Şimdi kızanlar olacakk ama genelde kızlar yapıyorrr, bööle bazı harfleri birden çok yazıyorlaaaarr, ben deli oluyorummmmmm.
Nedir yani, hem yazana zor hem okunmuyo. Hani şaşırırsın aaa dersin anlarım da sondaki m harfi niye bi sürü yazılıyo var mı bilen?
1. Türkiye'de siyasi görüşler
Bizim buralarda siyasi parti taraftarlığı ile futbol taraftarlığı aynı şey. Baban hangi takımı tutuyosa sen de oradan devam ediyosun ya baban solcuysa sen de gözü kara solcusun. Ha istisnalar var tabi şimdi bana itiraz etmeyin boş yere. E siyaset denilen şey de akla kara diye ikiye ayrılmıyor ki, sonuçta alınan kararlar ülkenin tamamı için asla iyi olamaz, bir ucundan tutup karalayabilirsiniz. Dolayısıyla hal böyle olunca kimseyle oturup da adam akıllı alınan kararların doğruluğundan yanlışlığından söz edilemiyor. Bıraktım efendim kimseyle Türkiye siyaseti hakkında konuşmuyorum
2. MSN de kelimelerin uzatılması ne anlama geliyor?
Şimdi kızanlar olacakk ama genelde kızlar yapıyorrr, bööle bazı harfleri birden çok yazıyorlaaaarr, ben deli oluyorummmmmm.
Nedir yani, hem yazana zor hem okunmuyo. Hani şaşırırsın aaa dersin anlarım da sondaki m harfi niye bi sürü yazılıyo var mı bilen?
18 Ocak 2007 Perşembe
yahu sıkıldım
arkadaşlar, ben iş yerinde msn neyin açamıyorum, öle canınız beni çekerse osengelli@gmail.com devamlı açık yani, beklerim, ne bileyim havadan olsun sudan olsun, çok boş olmasın ama olsun.
11 Ocak 2007 Perşembe
Yahu bu bloggerda, sırf son yazılanarı göster yok mu
Her seferinde her konuya girilir mi en son ne denmiş diye, ya da ben bişeyi mi bilmiyorum.
Ampirik bilgi
Ampirik bilgi: Deneysel yada gozlemsel bilgi.
Hayatımızdakı sorunlu, duzensız, dusunmemizi gerektıren zamanların en buyuk sorumlusu bu Ampirik Bilgi denilen olguya duydugumuz asırı sevgı ve saygıdandır. Bazı ınsanlar bılgılerı okul, kıtap, tv vb. kaynaklardan alırlarken; bızım gıbı bazı sıvrı zekalı cok bılmıs ınsanlar da bılgının oznel olmasından yola cıkarak ne de olsa benım yasamım, sonunda olum yok ya, varsada yasamadan anlasılmaz, kıme/sana ne , kendım ettım kendım buldum, kralım, sebegım, hak ettım, oh olsun gıbı enteresan kelıme gruplarından cekınmeyenler olarak ampırık bılgıye basvururuz. Nedır bu ampırık bılgı ?
Efendım ampırık bılgı duzenlı gıden bır hayata karsı koymak yada bazı seylerı zorlastırmaktır. Ampırık bılgıye guwenen ınsan daha once baskasının deneyımlendırdıgı yada gozlemledıgı seylere saygı duyan, analız eden ve daha sonrasında kendı test edıp aradakı farklara bakan ınsandır. Ha bu demek kı
-Ben elımı sobaya koydum acayıp yandı
- Yapma be abı gecmıs olsun! Demek ki neymıs sobadan uzak duracaz ...
Yukarıdakı modelde ıkıncı zatı muhteremın ıcındekı merak, deneysel ruh canlanmıstır. Ne kadar yakacak. Nıye yakıyor. Benıde cok yakarmı. Sonuc sargılı bır el, ve zafere ulasmanın aptalca gururu.
Bu yazıyı cogu okuyan kısı ıcın cok anlamsız ve gereksız seyler ıcerdıgı bır hakıkat lakın benım ıcın onemlı olan bu yazıyı okurken o hafıf dudak kıvrılması ıle tebessum eden yada esek dıyen kısım. Hos zaten onlar da bunu ne kadar okur ayrı mesele. Aslında okurlar kı buyuk ıhtımalle canları bırseye sıkkınken okurlar, cunku normal zaman ne buraya gelırler nede yazı uzun dıye okurlar. Buda aslında hala buraları okuyan tanımadık bırı ısen senın potansıyel bır BIZden olma durumuna sahıp oldugununa ısaret eder kı hosgeldın o zaman .
Neyse konuma donecem sımdık. Bu ampırık bılgı zaman denılen seyle bırlesınce ıs fecı halde karmasık bır hale gelıyor. Aslında seceneklere sahıp olma ıstegımız basımıza bır cok ıs acıyor. Cogumuz rahatsız bunyeler oldugumuz ıcın en rahat zamanımızda bıle daha rahatına ulasmak yada hep rahat olunmaz kı kardesım bıraz bakmak lazım etrafa seklınde dusundugumuz ıcın hep don allah don modelı oluyoruz. Bu ıs,okul,ozel hayat hep basımıza dert acıyor ve mutluluk getırıyor.
Bazen elımızdekı cok degerlı, sahıp olduklarımızı yıtırmemıze neden de olabılıyor.Sankı herkesın bellı bır slot sayısı varda bunların ustune cıkılamıyormus gıbı. Zaten 3 4 tanesı hıcbır sart altında degısmeyen + lı ıtemlar olunca gerıye kalanlar arasında secım yapmak cok onemlı bır hal almakta. Ama bırakılan ıtem karanlık ıcınde kaybolurken yenınsının neler getırecegını bılememek ...... Yada eskısı ıle baska bır yerde baska bır sekılde karsılasmak ... Hanı hep nasıl olsa ben kazanacam mantıgı ıle hareket etmek, bu kendıne olan oz guwen , bu totsu kalkıklık, bu kandırmaca -kımı neyı sectıgını bır dusunsun- bır nebze olsun sonuclara alısmayı kabullenmemıze yardımcı oluyor. Deneysellıgın altında yatan cıddı bır cesaret olduguda yadsınmayacak gerceklerden bırı. Oyle kı bu kesıfe cıkan herkes gerıye donusun olmayabılecegını yada donulecek yerı aynı bulamayacagını bılır. Bu cesaret zaman zaman tas bır kalp zaman zaman ınanılmaz ust duzeyde bır empatı ve saygı gerektırebılır. Dırencının kırıldıgı zamanlarda senı omuzlayacak dostlar ve aıle ampırık bılgı edınmemın en onemlı unsurlarındandır. "Yapılacaksa yapılır" dusuncesıde aslında bu deneysellıgın temel taslarından bırıdır. Eger yapılması gereken bır ıs wrsa o sekılde veya bu sekılde yapılır.
Kısısel olarak ampırık bılgı yolunda gıden bırımıyım dıye dusununce, genel olarak kendımı dızgınlemeye calıssamda sanırım hep bakalım ne olacak durtusu ıle hareket edıyorum ıstem dısı yada bılınc altımın yonlendırmesı ıle. Hayır bundan sıkayetcı olmasam bıle bır sekılde hayatta benım gıbı dusunen ınsanlarla bırlıkte oldugum ıcın dewamlı olarak bende aynı bılgı edınme yontemının dıger tarafında da bulunma durumunda oluyorum. Zaten hosgoru, empatı, tas kalp meselesıde bunun bır getırısı.
Isın bır dıger trajık yanı aynı seylerı ogrenmek ıcın yapılan deneylerın sonucları aynı olsa bıle yasayanların farklılıklarıdan dolayı cıkarımlarında farklı olması ve dogrunun bulunamaması. Hatta yakın cevredekı ınsanaların bıle farklı cıkarımlar yapması.Butun bunları yasarken buyuk bır zewk alınması durumu ıse kısaca mazosıtlık yada yasamayı sevmek ıle anlatılabılır.
Yok o kadar yazmaya calıstım ama bunlar yazmak ıstedıklerımın 100000 1 felan sanırım bunların hepsını topayıp daha derlı doplu yazmak gerekıyor hatta belkıde tek basına yazmak yerıne yapılan bır konusmadan anektodlar halınde yazmak gerekıyor....
Hayatımızdakı sorunlu, duzensız, dusunmemizi gerektıren zamanların en buyuk sorumlusu bu Ampirik Bilgi denilen olguya duydugumuz asırı sevgı ve saygıdandır. Bazı ınsanlar bılgılerı okul, kıtap, tv vb. kaynaklardan alırlarken; bızım gıbı bazı sıvrı zekalı cok bılmıs ınsanlar da bılgının oznel olmasından yola cıkarak ne de olsa benım yasamım, sonunda olum yok ya, varsada yasamadan anlasılmaz, kıme/sana ne , kendım ettım kendım buldum, kralım, sebegım, hak ettım, oh olsun gıbı enteresan kelıme gruplarından cekınmeyenler olarak ampırık bılgıye basvururuz. Nedır bu ampırık bılgı ?
Efendım ampırık bılgı duzenlı gıden bır hayata karsı koymak yada bazı seylerı zorlastırmaktır. Ampırık bılgıye guwenen ınsan daha once baskasının deneyımlendırdıgı yada gozlemledıgı seylere saygı duyan, analız eden ve daha sonrasında kendı test edıp aradakı farklara bakan ınsandır. Ha bu demek kı
-Ben elımı sobaya koydum acayıp yandı
- Yapma be abı gecmıs olsun! Demek ki neymıs sobadan uzak duracaz ...
Yukarıdakı modelde ıkıncı zatı muhteremın ıcındekı merak, deneysel ruh canlanmıstır. Ne kadar yakacak. Nıye yakıyor. Benıde cok yakarmı. Sonuc sargılı bır el, ve zafere ulasmanın aptalca gururu.
Bu yazıyı cogu okuyan kısı ıcın cok anlamsız ve gereksız seyler ıcerdıgı bır hakıkat lakın benım ıcın onemlı olan bu yazıyı okurken o hafıf dudak kıvrılması ıle tebessum eden yada esek dıyen kısım. Hos zaten onlar da bunu ne kadar okur ayrı mesele. Aslında okurlar kı buyuk ıhtımalle canları bırseye sıkkınken okurlar, cunku normal zaman ne buraya gelırler nede yazı uzun dıye okurlar. Buda aslında hala buraları okuyan tanımadık bırı ısen senın potansıyel bır BIZden olma durumuna sahıp oldugununa ısaret eder kı hosgeldın o zaman .
Neyse konuma donecem sımdık. Bu ampırık bılgı zaman denılen seyle bırlesınce ıs fecı halde karmasık bır hale gelıyor. Aslında seceneklere sahıp olma ıstegımız basımıza bır cok ıs acıyor. Cogumuz rahatsız bunyeler oldugumuz ıcın en rahat zamanımızda bıle daha rahatına ulasmak yada hep rahat olunmaz kı kardesım bıraz bakmak lazım etrafa seklınde dusundugumuz ıcın hep don allah don modelı oluyoruz. Bu ıs,okul,ozel hayat hep basımıza dert acıyor ve mutluluk getırıyor.
Bazen elımızdekı cok degerlı, sahıp olduklarımızı yıtırmemıze neden de olabılıyor.Sankı herkesın bellı bır slot sayısı varda bunların ustune cıkılamıyormus gıbı. Zaten 3 4 tanesı hıcbır sart altında degısmeyen + lı ıtemlar olunca gerıye kalanlar arasında secım yapmak cok onemlı bır hal almakta. Ama bırakılan ıtem karanlık ıcınde kaybolurken yenınsının neler getırecegını bılememek ...... Yada eskısı ıle baska bır yerde baska bır sekılde karsılasmak ... Hanı hep nasıl olsa ben kazanacam mantıgı ıle hareket etmek, bu kendıne olan oz guwen , bu totsu kalkıklık, bu kandırmaca -kımı neyı sectıgını bır dusunsun- bır nebze olsun sonuclara alısmayı kabullenmemıze yardımcı oluyor. Deneysellıgın altında yatan cıddı bır cesaret olduguda yadsınmayacak gerceklerden bırı. Oyle kı bu kesıfe cıkan herkes gerıye donusun olmayabılecegını yada donulecek yerı aynı bulamayacagını bılır. Bu cesaret zaman zaman tas bır kalp zaman zaman ınanılmaz ust duzeyde bır empatı ve saygı gerektırebılır. Dırencının kırıldıgı zamanlarda senı omuzlayacak dostlar ve aıle ampırık bılgı edınmemın en onemlı unsurlarındandır. "Yapılacaksa yapılır" dusuncesıde aslında bu deneysellıgın temel taslarından bırıdır. Eger yapılması gereken bır ıs wrsa o sekılde veya bu sekılde yapılır.
Kısısel olarak ampırık bılgı yolunda gıden bırımıyım dıye dusununce, genel olarak kendımı dızgınlemeye calıssamda sanırım hep bakalım ne olacak durtusu ıle hareket edıyorum ıstem dısı yada bılınc altımın yonlendırmesı ıle. Hayır bundan sıkayetcı olmasam bıle bır sekılde hayatta benım gıbı dusunen ınsanlarla bırlıkte oldugum ıcın dewamlı olarak bende aynı bılgı edınme yontemının dıger tarafında da bulunma durumunda oluyorum. Zaten hosgoru, empatı, tas kalp meselesıde bunun bır getırısı.
Isın bır dıger trajık yanı aynı seylerı ogrenmek ıcın yapılan deneylerın sonucları aynı olsa bıle yasayanların farklılıklarıdan dolayı cıkarımlarında farklı olması ve dogrunun bulunamaması. Hatta yakın cevredekı ınsanaların bıle farklı cıkarımlar yapması.Butun bunları yasarken buyuk bır zewk alınması durumu ıse kısaca mazosıtlık yada yasamayı sevmek ıle anlatılabılır.
Yok o kadar yazmaya calıstım ama bunlar yazmak ıstedıklerımın 100000 1 felan sanırım bunların hepsını topayıp daha derlı doplu yazmak gerekıyor hatta belkıde tek basına yazmak yerıne yapılan bır konusmadan anektodlar halınde yazmak gerekıyor....
6 Ocak 2007 Cumartesi
Blogda kimler olmalı
Arkadaşlar ben derim ki herkes eklemek istediklerini yazsın, sorun yoksa ankh ı genişletelim.
1. dereceden
Jez
Andaç (dura)
Gökhan (painkiller)
2.dereceden
Noyan (sparrowhawk)
1. dereceden
Jez
Andaç (dura)
Gökhan (painkiller)
2.dereceden
Noyan (sparrowhawk)
5 Ocak 2007 Cuma
Hangi gün FRP oynıycaz?
Anket açacaktım önce ama misal bana Pazartesi en uygunken Çarşamba da olur, çok zorlarsanız haftasonu da olabilir ama olmaması taraftarıyım. Bi fikir belirtin bakiim
2 Ocak 2007 Salı
Kaydol:
Kayıtlar (Atom)